Barış Bıçakçı'yı daha önceki yazıda yeterince övmüş, yere göğe koyamamıştım. Seriyi bozmak niyetinde değilim, methiyeme kaldığım yerden devam edeceğim. Sinek Isırıklarının Müellifi beyefendinin son kitabı.
10 Temmuz 2014 Perşembe
Sinek Isırıklarının Müellifi - Barış Bıçakçı
Barış Bıçakçı'yı daha önceki yazıda yeterince övmüş, yere göğe koyamamıştım. Seriyi bozmak niyetinde değilim, methiyeme kaldığım yerden devam edeceğim. Sinek Isırıklarının Müellifi beyefendinin son kitabı.
Aramızdaki En Kısa Mesafe - Barış Bıçakçı
Barış Bıçakçı oldukça mütevazi bir adam. Sanki kitaplarını onun rızası olmadan basmışlar gibi mahcup. Başkası için yazılmamış şeyler, belli. Gizli gizli günlüğünü okuyor gibi hissediyorum. İçten, dolaysız ve gösterişsiz. Son zamanlardaki en iyi öykü yazarlarından hatta belki en iyisi. Birçoklarına göre de mesafeli biri. Ne bir demeç veriyor ne kitabı hakkında konuşuyor. Bunu da kendine bir gizem katmak için yapmadığına eminim. Türk edebiyatının son keşişi (Hayalet Oğuz ilktir herhalde). Aramızdaki En Kısa Mesafe bir hikaye kitabı. Kısacık bir kitap; Ankara - İstanbul arası kadar bile değil.
Masumlar - Burhan Sönmez
İlkokula başlamadan önce Anadolu'nun bağrı Polatlı'dadır. Hukuk kazanır, yıl 1982. İslamcıların yurdunda kalır. Dik başlıdır o dönem için. Bir gün gözaltına alırlar. Ağzını burnunu bir güzel dağıtırlar. Aradan yıllar geçer, fakülte biter güç bela. Avukatlık yaptığı sıralarda ÖDP genel yardımcılığıyla da uğraşır. Bu kez çevik kuvvet kırar ağzını burnunu. Öyle ki öldü sanır bırakırlar. İngiltere'de tedavi görür işkence mağduru olarak. Hayatı da bu noktada değişir. O magandaların sayesinde artık Cambridge'tedir. Ayrıntı Yayınları Yayın Kurulu'na girer. Yazmaya başlar. Masumlar ikinci romanı. 2011 Sedat Simavi En İyi Roman Ödülü'nü aldı.
Baudelaire Paranoyası - Ken Bruen
Kara roman polisiyenin bir alt türü. Polisiyede ortada bir gizem vardır ve kriminolojik olayların incelenmesiyle sır perdesi aralanır. Kabaca bir problemin çözümünün hikayesidir. Kara romandaysa cinayet ortadadır. Okuyucu daha en başından maktulü, katili tanır. Buradaki amaç problemin ve sürecin psikolojik analizidir. Polisiyede okuyucu kendini çoğunlukla katilin izini sürerken bulur fakat kara romanda kendinizi katilin de yerine koyarsınız. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı bu türün en iyi ve en meşhur örneklerinden biridir. Kara roman okumak isteyenler için bir cevher Ken Bruen. Baudelaire Paranoyası da yazarın en iyi romanı bana kalırsa.
İklimler - Andre Maurois
Asıl adı Emile Herzog. Proust'tan 14 sene sonra, 1885'te doğmuş. Çocuk edebiyatıyla da ilgilenmiş vaktiyle. Biyografi yazarlığı geçmişi de var. Proust'un da biyografisini yazmış. İlk karısı öldükten sonra da Proust'un yeğeniyle evlenir. Bana kalırsa yazdıkları da Proust'tan izler taşır ve en az onun kadar övgüye hak eder. Bir başka Fransız yazar Bernaros şöyle anlatmış beyefendiyi: "Maurois için açık kafalıdır derler; öyledir. Bir genelev kapısı gibi açıktır kafası, ne giren bellidir ne çıkan." Bernaros Fransızların İskender Pala'sı gibidir, katolik ahlaka uygun eserler verir. Meşhur romanının adı Bir Taşra Papazının Güncesi'dir. Varın siz düşünün. O yüzden mazur görmek lazım.
9 Temmuz 2014 Çarşamba
Ada ya da Arzu - Vladimir Nabokov
Hayatını iliklerine kadar çekerek yaşamış, yazmış has bir adamdır Nabokov. Onun kahramanları sevişecek olsa altlarında küpe çiçeği mi uzanıyor yoksa melisa mı; sırtlarını ardıça mı dayadılar yoksa akasyaya mı bilirsiniz. Etraflarında hangi kuş uçuşuyor, o konan kelebeğin şeceresi nedir haberiniz olur. Size hayatı, etrafındaki her şeyle ve isimleriyle sunar çünkü adlandırılmayan yoktur. Evinin bahçesindeki ağacı tanımayan adamın yazdıklarını okumaya değer bulmam. Merak, arzu, iştah, zerafet Nabokov'un yoğrulduğu hamurdur. Ada ya da Arzu da bana kalırsa baş yapıtıdır.
7 Temmuz 2014 Pazartesi
Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi - Hamit Bozarslan
Ortadoğu'nun kadim ve yakın dönem tarihi hakkında bir dolu nitelikli kitap var. Hamit Bozarslan'ın kitabı da onlardan biri. Lice doğumlu bir sosyolog, tarihçi, Ortadoğu uzmanı. Bölgenin insanı. EHESS'te profesör. 'Kürt sorunu'yla ilgili da hatırı sayılır miktarda makalesi, kitabı var.
Petrol; Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü - Daniel Yergin
Petrol türlü şehir efsanesinin ve siyasi geyiğin konusu olmuş bir yeraltı zenginliği. Birçoklarına göre modern çağdaki tüm savaşların müsebbibi. Ortadoğu'daki bitmeyen kavga, Afrika'daki açlık, Türkiye'nin doğusundaki savaş, Ruslar'ın sıcak denizlere inme sevdası hep bu nane yüzünden. Fakat ilginçtir bu iddia sahipleri çoğunlukla konunun zır cahilidirler.Ve bildiğini sanan kimseyle Buda'nın kendisi gelse baş edemez. Bu gibi popüler konuların uzmanı çok olur. Üç-beş kaynaktan devşirdikleri yarım yamalak bilgiyle koca puntolarla kitaplar yazar, ahkam keserler. Daniel Yergin gibi hakiki adamlar da bu kirlilikte keşfedilmeyi bekleyen cevherdirler.
2 Temmuz 2014 Çarşamba
Suçumuz Mükemmel Olmak - Selahattin Duman
Sekiz-on sene evvelinin popüler köşe yazarıydı Selahattin Duman. Hala sadık okurları vardır benim gibi. Böyle göz önünde adamlar bayağılıkla itham edilirler çoğunlukla. Bayağı bir tarafı var, kabul. Fakat bu tarafını tadında kullanıyor, kesinlikle ucuz bir adam değil. Engin Ardıç'ın Orta Anadolu versiyonu gibi geliyor bana. Seveni kadar sevmeyeni de vardır elbet ama sevmeyenlerin pek çoğu bir-iki satır okumuşlardır ancak. Beyefendiyi sevmeyenleri alıngan bulurum genelde. "Ben operayı devletin şişman kadınları para karşılığı bağırttığı bir yer olarak bilirdim" yazdı, yer yerinden oynamıştı. Osuruktan nem kapanlardan değilseniz şans vermenizi tavsiye ederim. Gelelim kitaba;
Dansözün Ölümü - Şebnem Şenyener
Şebnem Şenyener'in bu cinai romanı 2006 yılında Can Yayınlarından çıktı. Ne yazarın ne de romanının hakkında doğru dürüst bir şey yazılmamış. Türkiye'de edebiyata olan ilgi tek yönlü; herkes yazar fakat nitelikli okur bulmak zor. Ne demiş Gore Vidal: "Roman öldü fikrine katılmıyorum. bence okur ölmüştür." Bu didaktik girişten sonra romana gelelim:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

