Kierkegaard varoluşçuluğun babası sayılır. Varlığın özden önce geldiğini düşünüyorlar pek kabaca. İnsan dünyaya fırlatıldı, var oldu ve sonra içi doldu, bir öz oluştu demeye getiriyorlar. Kierkegaard koyu bir dindar fakat ardıllarının ezici çoğunluğu ateist yahut agnostikler. Bu Kierkegaard'ı iyice ilginçleştiriyor. Zeki bir adam. Baş etmesi çok güç. Okumuş dindarlar kendilerini savunurken sıklıkla Kierkegaard'ın ardına saklanırlar. Müslümanlar da buna dahil.
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2014 Cumartesi
15 Eylül 2014 Pazartesi
Hay bin Yakzan - İbn Sina / İbn Tufeyl
İslam’da alegorik anlatım
Hristiyanlığa kıyasla pek revaçta sayılmaz. 11. yüzyılda yaşayan İbn Sina, Huneyn bin İshak’ın 9. yüzyılda Yunanca’dan çevirdiği Salaman ve Absal öyküsünden (bu öykü
uzun zaman kimsenin dikkati çekmez) pek etkilenir. Benzerini yazmaya koyulur ve
Hay bin Yakzan (Diri oğlu uyanık) ortaya
çıkar.
Tanrı'nın Tarihi - Karen Armstrong
1944 doğumlu bir İngiliz. Katolik bir rahibe olarak yedi sene
geçirdikten sonra edebiyat okumaya karar verir. İlerleyen yıllarda BBC için bir belgesel hazırlar. Aziz Paul’un hayatı hakkındadır. 1993
yılında magnum opus’u olan Tanrı’nın Tarihi’ni yazdı. 2002 yılında
da İslam peygamberi Muhammed’in hayatı hakkında bir kitap
yazdı. Kendisini ‘freelance monotheist’
olarak nitelendiriyor.
11 Eylül 2014 Perşembe
Uygarlığın Huzursuzluğu - Sigmund Freud
İnsan davranışlarında bastırılmış
cinsel ve agresif içgüdülerin oynadığı büyük rolü keşfetmesi sebebiyle büyük
öneme sahiptir. Bu, sadece psikiyatri alanında önemli ilerlemelere yol açmamış,
normal insana ilişkin algının da tümüyle değişmesine yol açmıştır. On Dokuzuncu
yüzyılın iyimserliğini, endişeli bir yalnızlığa dönüştürenler içinde belki de
en önemlisidir. Hazretin son yazıları bireyden çok toplumla ve onun kültürü,
davranışları, karakteri ile ilgilidir. Ölmeden dokuz sene evvel yazdığı Uygarlığın Huzursuzluğu da toplum ve
onun kültür sorunlarıyla ilgilidir.
20 Haziran 2014 Cuma
Kuran Mesajı - Muhammed Esed
Muhammed Esed oldukça sansasyonel bir isim. Üçüncü dünya ülkeleri (Türkiye ve Türkiye'ye vize uygulamayan ülkeler de denebilir) kökü dışarıda olana karşı hep temkinlidir. Eğer halk bu kökü dışarıdakilerden daha güçlü hale geldiyse temkin yerini tehdite bırakır. Hristiyanlara karşı hoşgörülüdür ama Ramazan'da dışarıda yemek yemesin, Muhammed ismini salavatsız ağzına almasın, içki içmesin ister. Engin hoşgörüsünden Ermeniler de nasiplenecektir ama soykırım mevzusunu açmamak kaydıyla. Yahudi, Şii, Kürt, Ateist, Gregoryan vs... hepsine aynı hoşgörüyle yaklaşılır. Esed (Leopold Weiss)'in 'şanssızlığı' Yahudi doğmasıdır. Sonra sonra Müslüman olmuş. İş buraya kadar pekiyi fakat daha dünkü Yahudi tutup bir meal yazınca külahlar değişilmiş. Karşıtları onu ajanlıkla suçluyor. Dış mihraklar onu başımıza musallat etmişler, o da dinimizi yozlaştırmak istiyormuş. Siyasi birçok figürle içli dışlı olması böyle bir itham için yeterli delil olmamalı. Varsayalım ki hatalarla dolu bir meal yazmış olsun, neyle suçlanabilir? Cehalet, tembellik, ihmalkarlık vs... Ajanlık yaftasını yapıştırmaya çalışanların kalpleri Esed'den temiz olamaz.
19 Haziran 2014 Perşembe
İnsanoğlunun Beş Bin Yıllık Şiir Serüveni - Sait Maden
Antoloji hazırlamak oldukça zor iştir. Antoloji hazırlamaya kalıkşmak bile başlı başına bir meydan okuma, iddia ediştir. Böyle bir iddianın arkasında Sait Maden'den daha dirayetli duracak pek az adam var ülkemizde. Şair, çevirmen, grafiker, Sarp Maden'in babası. Elini taşın altına koymuş ve bakir sayılabilecek bir alanı derlemeye kalkışmış.
14 Haziran 2014 Cumartesi
Devlet - Platon
Platon'u da Devlet'ini de cümle alem duymuştur, malumu ilan etmeye kalkışmayacağım. Henüz okumayanları yüreklendirmektir maksadım. İş Bankası'ndan çıktı, Mehmat Ali Cimcoz ve Sabahattin Eyüboğlu çevirdi.
10 Haziran 2014 Salı
Kur'an-ı Kerim Meali - Mustafa Öztürk
Neden bu kadar çok meal var?
Birincisi, Türkçenin imkanlarının
yeterince kullanılamaması nedeniyle Allah’ın muradının yeterince yansıtılamaması
iddiası. İkincisi ise, “Kur’an lafzına müdahil olma endişesiyle lafza aşırı
bağlı kalınarak anlamlandırılması” (Zülfikar Durmuş’un cümlesidir). Her
iki durumda da Allah’ın muradı açıkça anlatılamamakta. Oysa Kuran kendisinin
yeterince açık bir dille yazıldığı iddiasındadır. Kuran’da ‘mübin’ (مبين) deniyor buna. B-y-n kökünün ismi-i faili;
beyan eden, izah eden anlamında.Yine de yukarıdaki iki sebepten, mükemmel bir
meal yazılamamış. Mustafa Öztürk de kendinden önce yazılan mealleri
yetersiz görmüş olacak ki kendi de bir tane yazmış.
7 Haziran 2014 Cumartesi
Felsefe Konuşmaları - Denis Diderot
Kitap din, ahlak, tanrı, öteki dünya gibi bin yıllardır üzerinde düşünülen konular üzerine dialoglardan oluşuyor. İlginç olanı Diderot'un vaktinden önce ötme cesaretini göstermesidir. Darwin'den yüzyıl önce evrim fikrini ortaya atar (Anaximander, Aristotales, Empedokles de benzer şeyler düşünmüş fakat Diderot kadar barizine rastlamadım). Yine vaktinden önce din ve tanrı inancına karşı durabilmiştir (Epikuros, Anaksagoras da Tanrı fikrine karşı durmuştur fakat Diderot ve Baron d'Holbach'a kadar bu fikri açık açık savunabilecek babayiğit çıkmamış. Eski bir rahip olan Jean Meslier'i de anmadan olmaz. İlgniçtir Meslier'in kitabı Mustafa Kemal'in emriyle Türkçe'ye çevrilmiştir. Bugünlerde Kaynak Yayınları, Tanrısızlığın İlmihali adı altında sahiplenmiş kitabı).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







