Sönük, göze batmayan, gözden kaçmış bir hayat hikayesi var Turgut Uyar’ın. Subaydır. Ailesinin isteği üzerine erken yaşta evlenir, üç çocuk büyütür. Daha sonra eşinden de askeriyeden de ayrılır ve İstanbul’a yerleşir. Cemal Süreya’nın eşi Tomris Uyar ile mektuplaşarak başladığı flört, evliliğe dönüşür. Favori şairlerimden değil fakat büyük şairlerimizden saymak gerekir. Seveni çok.
“... terli karanlık ...”
“...
Dedim ki ne iyi bu kadındır gecenin yarısında
Etleri var beyaz gergin sıcaklığı var öp öp ısın
Karanlık sokakları kötü lokantaları ısınmış rakıları
Düşündüm göğsümde iki düğme çözdüm
Gittim bir ormanı dört ucundan tutuşturdum geldim
Burada bana göre bir şeyler vardı
Oturdum
...”
“... bu temmuz nasıl olsa birkaç yıl sürer...”
“yarın pazar
yarınki pazarın sessizliği”
“... ve sanırdım saçların kendiliğinden
Köpüren biralar gibi ağardığı
Akşamüstleri
Bulvar kahvelerinde.”
“... yüzü, damgalanmamış pul güzelliğindeydi...”